Çocuklarda Zeka ve Akıllılık Üzerine (1)

Zeki, dahi, akıllı, süper, algısı çok iyi… Çocuklarımız için kullanmayı ne çok severiz böyle kelimeleri. Peki, anlamları konusunda yeterli bilgiye sahip miyiz? Çocuğumuzu bu kelimelerle tanımlarken, objektif davranıyor muyuz, yoksa kendi beklentilerimizi mi yansıtıyoruz? Zeki olmak geçekten çok mu önemli? Başarının tek koşulu mu? Zeki olmak mutlu olmayı garantiliyor mu? Akıl geliştirilebilir mi? Reem Nöropsikiyatri Merkezi’nden Nörolog Dr. Mehmet Yavuz konuyla ilgili detaylı bilgileri bizimle paylaşıyor.


Zeka nedir?

En kısa tanımıyla zeka, edinilen bilgilerden faydalanarak yeni problemleri halledebilme kabiliyetidir. Dolayısıyla zeka genel olarak, zihnin öğrenme, öğrenilenden yararlanabilme, yeni durumlara uyabilme ve yeni çözüm yolları bulabilme yeteneği olarak tanımlanır. Bu tanıma göre, zeki insan öğrendiğini değerlendiren, yeni durumlara yeni çözümler getirebilen kişidir. Zekaya ilişkin öne sürülen ilk fikirler milattan önce 2200’lü yıllara kadar uzanıyor. Bu tarihlerde, Çinli hükümdarların hizmetkarlarını seçerken geniş çaplı yetenek testleri uygulattıkları biliniyor.

Zeka nasıl oluşur?

Günlük hayatta zekadan bahsedip duruyoruz. Kimin zeki olduğu kimin zeki olmadığı üzerine yorumlar yapıyoruz. Peki, zeka nasıl oluşur, zekayı meydana getiren kuvvet nedir, nasıl bir şeydir bu zeka?

İnsan beyninde yaklaşık 100 milyar hücre olduğunu bilmekteyiz. Beyin hücreleri arasında her saniye, yüz binlerce haberleşmeyi içeren bir yorumlama mekanizması çalışıyor. İşte zeka, milyarlarca hücreden meydana gelen bu muhteşem zihin ağının, kendi içindeki iletişiminin bir ürünüdür. Dolayısıyla zekayı belirleyen şey, beyin hücrelerinin sayısı ya da beyin ağırlığı değil, hücreler arası bağlantı ve iletişim yoğunluğudur.

Zeka  ile akıl arasındaki fark

Akıl daha soyut, ruhsal bir kavramdır ve akıl ile zeka arasında yakın bir ilişki söz konusudur. Mesela bir buluş icat etmek, matematik problemi çözmek, teknikte, teknolojide yükselmek zeka ile olur. Ama bu buluş ve gelişmelerin insanlığa sunulmasında ve yararlarını belirlemede akıl devreye girer.

Zeka düşünebilme kuvvetidir. Fakat düşüncelerin doğru olması için, akıl lazımdır. Zeki insan, düşüncelerinin doğru olabilmesi için bir takım prensiplere muhtaçtır. Bu prensipleri idare eden akıldır. Normal olarak zeka, doğuştan itibaren 25 yaşa kadar artış gösterir. Bir durgunluk döneminden sonra 35 yaş civarında gerileme başlar. Akıl ise öğrenme ve tecrübe melekeleri ile beraber hayat boyunca ileri yaşlılık dönemine kadar sürekli artış gösterir.

Akıl aslında bir kabiliyettir. Zeka da öyle… İkisi arasındaki en önemli fark, bir başkasından akıl alabilirsiniz ama zekayı asla. O, her insanın kendisine özgüdür.
Akıl, insanları hayvanlardan ayıran özelliklerden biridir. Hayvanlar zeki olabilirler ama akıllı olamazlar. Akıl, insanlara mahsus bir melekedir. Zeka günlük olayları, doğru değerlendirme melekesidir, kısa vadelidir. Akıl ise uzun vadeli değerlendirmeler ve planlar yapmakla yükümlüdür. Dolayısıyla akıllı olmak, kendi davranışlarını bilmek, kontrol edebilmek, doğru ve yanlışlarını değerlendirebilmek yeteneğidir.

Akıl değişkendir

“Şimdiki aklım olsaydı” lafını çok duyarız. Demek ki akıl, insan olgunlaştıkça değişiyor ve insan bunun farkına varabiliyor. Ayrıca bazı kişiler, değişik fikirlerle başkalarının aklını karıştırabilir. Hayret verici, şaşırtıcı şeylerle etrafındakilerin aklını durdurabilir ama zekanın karışması ya da durması gibi bir kavramı hiç kullanmayız.

Bir şeyin içeriğini anlamamak “Akıl erdirememek” olarak nitelendirilirken başkalarının çözemediği bir sorunu çözen kişiye “Bir tek o akıl etti” denir. Birine bir yol göstermek ona “Akıl vermek”tir. Bir şeyi hatırlamak, unutmamak “Akılda tutmak”tır. “Akılsız” tanımı ise doğru ve isabetli düşünemeyen anlamında kullanılır. Halbuki “Zekada tutmak”, “Zeka vermek” ya da “Zekasız” ifadeleri kabul gören terimler değildir. Akıl, matematiksel zekadan ziyade, daha çok duygusal zeka yönelimlerini içerir. Dolayısıyla bir çocuğun, sadece IQ’su yüksek diye, aynı zamanda “Çok akıllı” olduğunu iddia edemeyiz.

Sonuç olarak zeka, ruhsal olaylara, algı ve hafıza yeteneğine, tutkulara, eğilimlere, eğitim ve öğretime, iradeye ve bilgi edinme isteğine göre farklılıklar gösterebiliyor. Akıl somut olarak ölçülemez ama zeka, her ne kadar ölçme biçimi ve sonuçları tartışmalı olsa da IQ ya da EQ testleri ile ölçülebilir.
 

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*


This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.