FITIKLAR
Yeni Doğan Bebek / 7 Ağustos 2017

FITIKLAR Göbeğin hemen altındaki dokunun yeterince da- ralamaması ya da karın kaslarındaki zayıflık nede­niyle oluşur. Özellikle yaşamın ilk birkaç ayında ve prematürelerde daha sıktır. Bazı genetik hastalık­larda ve tiroid bezinin yeterli çalışmaması duru­munda (Hipotiroidi) da ortaya çıkabilir. Çoğunlukla (%85) kendiliğinden kapanır. Karın içi organların bu keseye sıkışması oldukça nadir olup, genellikle çapı küçük (<1 cm) olanlarda gö­rülür. Sorunsuz izlenen olgularda açıklık devam ediyorsa, 2 yaş civarı onarılmalıdır. Göbek fıtığı kesesinin üzerine metaller, bantlar veya plastik nesnelerin yapıştırılmasının iyileştirici etkisi olma­dığı gibi incelme, kızarıklık, yara açılması gibi yan etkileri olduğu için, aileler tarafından bu tür uygu­lamalardan özellikle kaçınılması gerekmektedir. Kasık Fıtığı Tüm çocukların %1 ile 4.4’ünde görülürken, pre­matürelerde bu oran %30’a kadar yükselebilir. En sık olarak ilk ayda görülü. Erkeklerde kızlara oran­la 6-10 kez daha sıktır. Kasık fıtıklarının %60’ı sağ­da, %30’u solda ve %10’u her 2 tarafta birlikte gö­rülür. Ailelerin çoğu ağlama, ıkınma ve öksürme ile belirgineşen ve sonra kaybolan kasık şişliği ile başvururlar. Bazı hastalarda ilk başvuru bulgusu kaybolmayan kasık kitlesi, safralı kusma ve dışkı yapamama olabilir. Muayene sırasında şişkinliğin olmaması, tanısal güçlükleri beraberinde getirebilir. Hastayı ağlat­mak ya da ıkınmasını sağlamak faydalı olabilir. Kasık fıtıklarının boğulma (İçine barsak parçası sıkışması) olasılığı %10-15 dolayındadır. Bu va­kaların %70’i 1 yaşından küçük olup,acil…

PREMATÜRELERDE KALP HASTALIKLARI
Yeni Doğan Bebek / 7 Ağustos 2017

Sağ kalpten çıkarak akciğere oksijeni düşük kanı getiren damar ile sol kalpten çıkarak oksijeni yük­sek kanı diğer organlara taşıyan ana atardamar (Aort damarı) arasında bağlantı kuran damara, “duktus arteriyozus” (Arteryel kanal) denir. Bu kanal, anne karnındayken işlev görür ve doğum sonrası kapanmalıdır. Zamanında doğan bebek­lerde, genellikle doğumu takiben ilk 3 gün içinde bu kanal kapanır. Ancak erken doğan bebekler­de, gelişimin tamamlanamamış olması, oksijen­sizlik ve yapısal bozukluğa bağlı olarak kapan­mayabilir. Kanalın açık kalması halinde, açıklığınbüyüklüğü ile orantılı olarak kalpten akciğerlere giden kan miktarı artar. Bunun sonucunda so­lunum sıkıntısı ve kalp yetersizliği ortaya çıkar. Prematüre bebeklerde yenidoğan döneminde en sık karşılaşılan sorun, bu kanalın açık kalmaya devam etmesidir. Kanalın açık kaldığından, bebeğin muayenesi sırasında kalpte üfürüm duyulması ile şüpheleni- lebilir, ancak çoğu zaman üfürüm duyulmaksızın solunum cihazından ayrılamayan, dolaşım bo­zukluğu belirtileri gösteren prematürelerde, ka­nalın açık olduğu düşünülür. Tanı ekokardiyografi denilen kalp ultrasonografisi ile konulur. Bu tetki­kin bebeğe bir zararı yoktur. Kanalın bebeği etkileme derecesine göre, ağız­dan veya damardan ilaç tedavisi uygulanabilir. İlaçların kanama eğilimini artırması, barsak kan akımının bozulması, böbrek işlevlerinde bozul­ma, idrar çıkışında ve beyin kan akımında azalma gibi yan etkileri olabilir. Ancak tedavi verilmediği takdirde solunum sorunları kötüleşebilir, kalp yet­mezliği ve kafa içi kanama gelişebilir, uzun vade­de kronik akciğer hastalığına…

PREMATÜRE RETİNOPATİSİ (ROP)
Yeni Doğan Bebek / 7 Ağustos 2017

PREMATÜRE RETİNOPATİSİ (ROP) Prematüre bebeklerin en önemli göz sorunların­dan biri, prematüre retinopatisidir (Retinopathy of prematurity-ROP). Prematüre retinopatisi, dü­şük doğum ağırlıklı ve erken doğan bebeklerde görülen, gözün sinir tabakasındaki damarların anormal çoğalması ile karakterize bir hastalıktır. Yaşamın ileri döneminde körlüğe neden olabi­len prematüre retinopatisi, halen çocukluk çağı körlük nedenleri arasında başta gelenlerden bir tanesidir. Bu nedenle 1500 gram altında ve 32 haftadan önce doğmuş tüm bebeklere mutlaka ROP muayenesi yapılmalıdır. Zamanında doğmuş bebeklerde retina (Gözün sinir tabakası) damarlanması tam olarak oluşmuş iken, erken doğan bebeklerde gebelik haftası ne kadar küçük ise retinal damar gelişimi o kadar eksiktir. Prematüre retinopatisinin gelişimindeki önemli risk faktörleri; Erken doğum haftası, dü­şük doğum tartısı, oksijen tedavisi, tekrarlayan solunum durması (Apne), ağır infeksiyon, kan transfüzyonu, kan değişimi, kansızlık ve kafa içi kanamadır. Prematüre bebeklerde ilk ROP muayenesi, do­ğumdan 4-6 hafta sonra, ROP konusunda dene­yimli bir göz hekimi tarafından yapılmalıdır. Daha sonra hastalığın varlığına ve seviyesine göre belli aralıklarla, bebek term (Doğması gereken zaman) oluncaya kadar muayene tekrarlanır. ROP gelişen hastaların %80’inde hastalık kendiliğinden geriler ve takip edilen bebeklerin %8’inde tedavi gerekir. ROP’un tedavisinde en önemli faktör düzenli ta­kiptir. İlk muayenede aktif ROP saptanırsa, eşik hastalığa ilerleme gösterip göstermediği haftalık muayene ile izlenir. Bulgularda kötüleşme görü­lüyorsa, muayeneler birkaç…

ŞAŞILIK
Yeni Doğan Bebek / 7 Ağustos 2017

İki gözün görme eksenlerinin paralel olmaması durumuna şaşılık denir. Yenidoğan döneminde sinir sistemi ve gözün sinir tabakasının gelişimi tamamlanmadığı için gözlerde çoğunlukla dışa kayma fark edilebilir. Ancak bu koşullarda bile göz hareketlerinde herhangi bir kısıtlılık olmama­lıdır. Bebekte 2 aylıktan sonra görme eksenlerinin paralel hale gelmesi ve iki göz arasında hareket­lerin simetrik koordinasyonunun sağlanmış olma­sı gereklidir. Bu nedenle şaşılık ile ilgili olarak en sağlıklı muayene, 2-3. aydan sonra yapılabilmek­tedir. Bazı bebeklerde burun kökünün basık olması ve gözün iç köşesindeki deri kıvrımının göz akının iç kısmını örtmesi nedeniyle, gözler içe kayıyormuş gibi görünebilir. Bu duruma “yalancı şaşılık” de­nilmektedir. Göz hekimi tarafından yapılan mua­yenede, yalancı şaşılık, gerçek şaşılıktan kolaylık­la ayırt edilebilmektedir. Beyin, gözlerden birinde kayma olması durumun­da, oluşan çift görmeyi ortadan kaldırabilmek için, kayan gözün görüntüsünü ihmal ederek yok sayar. Bunun sonucunda ise kayan gözde tem­bellik (Ambliyopi) oluşur. Şaşılık görme gelişimi­ni sınırlamakta, okul başarısını ve sosyal uyumu olumsuz etkileyebilmektedir. Şaşılık, gelişimini takiben ilk 4 ay içinde tedavi edilebilirse, görme gelişimi tamamen normal de­vam edebilmektedir. Şaşılık ortaya çıktıktan sonra çocuğun beynindeki görme merkezlerinin normal gelişimine devam edebilmesi açısından, erken tedavi çok önemlidir. Şaşılık tedavisinde, şaşılık tipine göre kapama tedavisi, gözlük tedavisi, cer­rahi tedavi ve botoks tedavisi yapılabilmektedir.

PREMATÜRE BEBEKLERDE KAFA İÇİ (İNTRAVENTRİKÜLER) KANAMALAR
Yeni Doğan Bebek / 6 Ağustos 2017

Ventriküller, beynin içinde bulunan beyin omurilik sıvısı (BOS) ile dolu boşluklardır. Bu boşlukların içinde veya yakınında olan kanamalara “intra ventriküler kanama” denir ve prematüre bebek­lerde oluşan beyin hasarının en önemli nedenle­rinden biridir. 32 hafta ve 1500 gramdan küçük bebeklerde daha sık görülmektedir. Doğum ağır­lığı küçüldükçe kanama riski ve kanamanın şid­deti artmaktadır. Prematüre bir bebeğin beyninde birçok ince ve kırılgan damarlar bulunmaktadır. Doğumu ta­kiben kan basıncında ve oksijen seviyelerinde meydana gelen değişiklikler, bu ince ve kırılgan damarların çatlamasına ve kanamasına sebep olabilir. Bu kanamalar da daha ziyade çok küçük (<1000 gr) prematürelerde ve doğum sırasında ve sonrasında tıbbi problemleri olan hastalarda görülmektedir. Kanamalar sıklıkla ilk 5 günde gö­rülmektedir. İntraventriküler kanaması olan birçok bebek­te genellikle belirti yoktur. Bazı bebeklerde kısa süreli solunum durması, kalp hızında yavaşlama, ani gelişen kansızlık, havale, kaslarda gevşeklik, hareketlerde azalma, bıngıldakta kabarıklık gibi belirtiler görülebilir. Kanama riski olan bebekler, doğumu takiben ilk günlerde kafa ultrasonografisi yapılarak kanama varlığı açısından kontrol edilirler. Bu yöntemle ventriküllerin boyutu ve beyin dokusundaki kana­ma alanları gösterilebilir. İntraventriküler kanamalar şiddetine göre 4 evre­ye ayrılır. Evre 1 ve2 hafif, evre 4 ise en şiddetli­sidir. 1000 gramın altında doğan bebeklerin yak­laşık %60’ında intraventriküler kanama görülür. Bu kanamaların çoğu evre 1-2 gibi hafif kanama­ lardır ve yaklaşık…

PREMATÜRE VE YENİ DOĞANLARDA KONVULSİYONLAR (HAVALE)
Yeni Doğan Bebek / 6 Ağustos 2017

PREMATÜRE VE YENİ DOĞANLARDA KONVULSİYONLAR (HAVALE) Konvulsiyon (havale) beyinde meydana gelen ani ve anormal elektriksel aktiviteler sonucu mey­dana gelir. Yenidoğan döneminde sık görülen, tedavisi zor olabilen, bazen önemli sakatlıklar bı rakabilen, önemli acil bir nörolojik sorundur. Yeni doğan dönemi, merkezi sinir sisteminin yeterince olgunlaşmaması nedeniyle, havalelere en duyarlı olunan dönemdir. Prematürelerde daha yüksek bir oranda görül­mektedir. Gebelik haftası küçüldükçe, konvul- siyon sıklığı artmaktadır. Klinik bulguların diğer yaşlara göre farklılığı nedeniyle, tanısı bazen güç olabilir, bazen de yenidoğanın normal hareketle­riyle karışabilir. Yenidoğan döneminde en sık görülen nöbet tipi subtle (Kolay ayırt edilmeyen, gizli) nöbetlerdir. Çok değişik şekillerde görülebilir. Anormal göz hareketleri, göz kırpma, çiğneme, yutma, emme, pedal çevirme, kürek çekme, geçici solunum dur­ması, derin solunum, kan basıncı ve nabız deği- şiklileri şeklinde bulgu verebilir. Kollarda, bacak­larda kasılma, vücudun bir bölgesinde saniyede 1-3 kez ritmik kasılmalar şeklinde nöbetler yeni- doğanlarda daha nadir olarak görülür. Gerek zamanında doğan bebeklerde, gerekse prematürelerde en sık karşılaşılan konvulsiyon nedeni hipoksik iskemik ensefalopatidir (Oksijen yetersizliğine bağlı beyin hasarı). Bu durum, ye nidoğan konvulsiyonlarının %40-60’ından sorum­ludur. Kafa içi kanamaları, konvulsiyon nedenleri arasında ikinci sırayı alır. Özellikle prematüreler­de yaşamın ilk dört gününde kafa içi kanamaya bağlı konvulsiyonlar görülür. Merkezi sinir sistemi infeksiyonları, beyindeki damarsal bozukluklar, kan şekeri düşüklüğü, kalsiyum…

PREMATÜRELERDE HEMATOLOJİK PROBLEMLER
Yeni Doğan Bebek / 6 Ağustos 2017

Anemi (Kansızlık), vücut hücrelerine oksijen taşı­yan kırmızı kan hücrelerinde bulunan hemoglobin düzeyinin, normal değerden düşük olmasıdır. Se­bepleri ise doğum öncesi ve sonrası kanamalar (Plasentanın yerinden ayrılması, ani doğumda kordon yırtılması, bebekten anne veya plasentaya kanama, kafa içine kanama, kafa kemikleri içine kanama), kırmızı kan hücrelerinin yaşam sürele­rinin daha kısa ve üretiminin daha yavaş olması, kan uyuşmazlığı ve özellikle ilk haftalarda gerekli testler için alınan kan örnekleridir. Bulguları arasında ciltte solukluk, hızlı nefes alıp verme, harekette azalma veya çok uyuma, sakin zamanda kalp atışlarının hızlı olması, zayıf emme veya emerken çabuk yorulma ve az kilo alma gibi durumdan bir ya da daha fazlası görülebilir. Tedavi, kandaki hemoglobin düzeyi ve bebeğin bulgularına göre kırmızı kan hücrelerinin yapımın­da kullanılan demirin, ağız yoluyla damla şeklinde verilmesi veya direk kan verilmesi şeklinde yapılır. Bebeğin sahip olduğu problemler ve yatış süre­siyle bağlantılı olarak kan verilme işleminin birkaç kez tekrarlanması gerekebilir. Doğan bebeklerde K vitamini eksikliğine bağlı özellikle ilk haftada olmak üzere ciddi kanamalar görülebilir. Bundan dolayı tüm bebeklere önlem ve koruma amaçlı doğumda kas içine veya damardan K vitamini verilir. Anemiye neden olan sebeplerden biri de, kan hücrelerinin bazı nedenlerden dolayı parçalan­masıdır. Bunlar kırmızı kan hücrelerinin doğum­sal yapısal bozuklukları (Akdeniz anemisi, enzim eksiklikleri vb.), infeksiyonlar, annedeki…

PREMATÜRE BEBEKLERDE BESLENME SORUNLARI
Yeni Doğan Bebek / 6 Ağustos 2017

Prematüre bebeklerde beslenme sorunlarına, za­manında doğan bebeklere göre daha sık rastla­nır. Prematüre bebeğin sindirim sisteminin henüz yeterince gelişmemesi nedeniyle emme yutma nefes alma koordinasyonunun yetersizliği, besin emilim problemleri, barsak hareketleri ve sindiri­min yavaş olması, gastroözefageal reflü, sık görülen beslenme problemlerinin başında gelmek­tedir. yolu ile bes­lenme desteği verilmesi gerekebilir. Bu dönem­de prematüre bebeğe anne sütünün çok küçük miktarlarda dahi olsa verilmesi, bebeğin sindirim sisteminin beslenmeye adaptasyonu ve uzun sü­reli damardan beslenmenin getireceği sorunların önlenmesi açısından çok büyük önem arz etmek­tedir. Prematürelerde nörolojik gelişimin tam olmama­sı, kas gücünün zayıf olması gibi nedenlerle çoğu prematüre bebek bir süre ağız yoluyla mideye yerleştirilen bir tüp/sonda ile beslenmeye ihtiyaç duyar. İlk beslenme çok az miktarda başlanır. Bebekte kusma, verilen besini sindirememe, cerrahi barsak sorunları gelişmediği sürece, her gün ted­rici olarak beslenmesi artırılır. Ağızdan beslenebilme yeteneği, gebelik haftası, düzeltilmiş yaş, oral reflekslerin varlığı, ağız kas­larının kuvveti, prematüreliğe bağlı sağlık sorunla­rının varlığı gibi birçok faktörden etkilenir. Prema­türe bebek, düzeltilmiş 32-34 haftaya ulaştığında, genellikle emme-yutma koordinasyonunu sağla­yabilmeye başlar. Bu dönemde günde birkaç kez biberon veya emzirme yoluyla beslenmeye baş­lanan bebek, zamanla tüm beslenmelerini ağız yoluyla alabilecek hale gelir. Prematüre bebeklerin anne sütünün içeriği, za­manında doğan bebeklerinkinden farklılık gös­terir. Bu nedenle bebeklerin olabildiğince kendi anne sütleriyle beslenmesi gerekir. Eğer bebek…

PREMATÜRE BEBEKLERDE İNFEKSİYONLAR
Yeni Doğan Bebek / 6 Ağustos 2017

Yenidoğan bilimindeki gelişmeler çok düşük doğum ağırlıklı bebeklerin yaşatılmasına olanak sağlarken, bazı riskleri de beraberinde getirmiş­tir. Bunların en önemlilerinden birisi de hastane infeksiyonlarıdır. Prematüre ve düşük doğum ağırlıklı bebeklerin uzun süre hastanede yatmala­rı, infeksiyon olasılığını arttırmaktadır. Prematüre bir bebeğin vücudunun neredeyse her bölgesin­de infeksiyon gelişebilir, ancak en sık etkilenen bölgeler kan, akciğerler, beyin zarları ve omuri­lik, deri, böbrekler, mesane ve barsaklardır. Bir bebek daha anne karnındayken infeksiyon ka­pabilir. Bu durumda bakteri, virüs ve diğer mik roorganizmalar, anne kanından fetüse, plasenta veya göbek bağı aracılığı ile taşınabilir. infeksiyon aynı zamanda doğum esnasında annenin cinsel organında yaşayan doğal bakteriler veya hasta­lık yapıcı bakteri ya da virüsler sebebiyle de ge lişebilir. Son olarak, bazı bebeklerde infeksiyon, doğumdan günler ya da haftalar sonra, bebek yenidoğan yoğun bakım ünitesinde yatarken ger­çekleşir. Ne zaman yakalanırsa yakalansın prematüre bir bebekte infeksiyonların tedavisi iki sebepten dolayı zordur: Prematüre bebekte bağışıklık sistemi zama­nında doğan bir bebek ile kıyaslandğında daha az gelişmiştir ve anneden geçen antikor miktarı daha azdır. Bağışıklık sistemi ve anti­korlar, infeksiyonlara karşı bizi koruyan ana savunma sistemlerimizdir. Prematüre bir bebeğe sıklıkla bir dizi tıbbi gi­rişim uygulanır. Bunlar damar içine intraket ya da kateter takılması ve solunum destek cihazına bağlamak amacıyla solunum yolu­na tüp yerleştirilmesi olarak sıralanabilir. Her…

PREMATÜRE VE ISI KONTROLÜ
Yeni Doğan Bebek / 6 Ağustos 2017

İnsanlar vücut iç ısılarını, dış koşullara bağlı kal­maksızın sabit tutarlar. Bunu da ısı düzenleyici mekanizmalar ile yaparlar. Doğumdan sonra bebek kendini anne karnındaki hayattan (37 0C) yaklaşık 12 0C daha düşük (25 0C) bir ortamda bulur. Aşırı ısı kaybının başarılı bir şekilde engel­lenmesi ile yenidoğanların yaşama şansı önemli ölçüde artar. Yenidoğanda 5 dakika tutulan be­den derecesi ile ölçülen ısı, normalde koltuk al­tında 36-36,5 0C, rektal ısı ise 36,5-37,5 0C ol­malıdır. Prematüre bebekler bazı nedenlerle vücut ısılarını koruyamazlar. Bu nedenle hipotermiye (düşük ısı­ya) yatkın olurlar. Başlıca nedenler şunlardır: Vücut alanlarının, vücut ağırlığına oranının yüksek olması, Cilt altı yağ dokusu, glikojen depoları ve kah­verengi yağ dokularının az olması, Kas güçlerinin zayıflığı nedeni ile vücut po­zisyonlarını kolayca değiştiremeyip, genelde “kurbağa pozisyonunda” yatarak ısı kayıpları­nı azaltamamaları, Zaten küçük olan vücutlarının ürettiği ısının da az olması. Hipotermi, aşırı ısı kaybının telafi edilecek düze­yin üzerine çıktığında gelişir ve bebeklerde rektal ısının 36,5 0C’nin altında olması durumudur. Hi- pertermi (Yüksek ısı) ise rektal ısının 37,5 0C’nin üzerinde olması durumudur. Hipotermi ve hiper- termide bebek metabolik hızını ve oksijen tüketi­mini artırarak bu durumu önlemeye çalışır ancak tedavi edilmezse bu iki durum şok, organ kana­maları, beyin hasarı ve hatta ölüme yol açabilir. Basit önlemlerle bebek hipotermiden korunabilir. Bunlar: Bebek…

hatay escort çanakkale escort van escort bolu escort düzce escort erzincan escort tunceli escort, sivas escort mardin escort nigde escort cinsel sohbet