APNE SOLUNUM DURMASI

6 Ağustos 2017

Apne, solunumun 20 saniye veya daha uzun süre durması veya daha kısa süreli solunum du­raksamasına, kalp atım hızının dakikada 100’ün altına inmesinin veya kan oksijen düzeyinde dü­şüklüğün eşlik etmesidir. Kalp atım hızının 100’ün altına inmediği 10 saniyeden daha kısa süreli solunum durmaları, ara dönemlerde solunum normalse fizyolojiktir ve erken doğan bebeklerin yaklaşık %30-40’nda görülür. Bu solunum durak­samalarının nedeni tam olarak açıklanamamış olmakla birlikte, solunum merkezinin ve göğüs kafesi kaslarının yeterince olgunlaşmamasından kaynaklandığı düşünülmektedir.

Zamanında doğan bebekler, oksijen düşüklüğün­de solunum sayılarını artırarak cevap oluşturur­ken, prematüre bebeklerde bu cevap oluşamaz ve kan oksijen düşüklüğü solunum durmasına neden olur. Bu durum beyin olgunlaşmasında ye­tersizlikle açıklanmaktadır.

Prematüre bebeklerde santral sinir sistemi infek- siyonu, ilaç etkisi, kan şekeri düşüklüğü, anemi, akciğer hastalıkları, kan biyokimyasal değerlerin­de bozukluklar, kalp hastalıkları, reflü gibi birçok durumda solunum durması kolaylıkla gelişir.

Nedene göre solunum durması 3’e ayrılır;

Tıkayıcı (Obstruktif) tipte: Solunum durmaları­nın %10-20’si tıkayıcı tiptedir. Ağız ve burundaki sekresyonlar tıkanmanın önemli bir nedenidir. Üst hava yolları kaslarının güçsüzlüğü, ve üst hava yollarında sekresyonların kolay birikmesi, solunum durmasına neden olur. Boyun pozisyo­nunun uygun olmaması ve reflü de, tıkayıcı tipte solunum durmasına neden olur.

Merkezi (Santral) tip: Santral sinir sisteminin olgunlaşmasındaki yetersizlik sonucu solunum merkezi yeterince uyarılamadığı için gelişen solu­num durmalarıdır.

Karışık (Miks) tip: Tıkayıcı tipte gelişen solunum durmasına bir süre sonra merkezi tipte solunum durmasının eşlik etmesiyle oluşan ve en sık gö­rülen tiptir.

Tedavi

Solunum durması nadir gelişiyorsa ve hafif şid­dette ise bebeğin uyarılması, baş boyun pozisyo­nunun düzeltilmesi, üst hava yollarındaki sekres yonların temizlenmesiyle solunum düzelir. Ancak cevap alınamazsa çeşitli düzeylerde solunum desteği sağlanmalı ve metilksantin grubu ilaçlar kullanılmalıdır.

Havanın akciğer dışına kaçması; akciğeri çevre­leyen zarların arasına hava kaçması, akciğerdeki damar ve hava boşluklarının arasına hava sızma­sı, akciğer ile göğüs boşluğu arasına hava kaç­ması ve akciğer ile kalp zarı arasına hava sızması şeklinde görülebilir. Bu tabloların hepsi, prema­türe bebeklerde ani kötüleşmeye yol açar ve acil tedavi gerektirir.

Hava kaçaklarının esas nedeni, akciğerdeki ke­seciklere hava girip ve çıkarken havanın fazla tu­tulması nedeniyle keseciklerin aşırı gerilmesi ve patlamasıdır. Küçük hava yollarının tıkanması so­nucunda da gelişebilir.

Akciğerlerde alveollerin eşit düzeyde havalan­manın olmaması ve buna bağlı olarak hava tu­tulması, hava kaçaklarının en önemli nedenidir. Akciğerin bazı bölgelerinde alveoller eşit olmayan havalanma nedeniyle aşırı basınçla karşılaşır ve alveoller yırtılarak havanın farklı alanlara yayılma­sına bağlı olarak farklı tiplerde ortaya çıkan bu acil duruma neden olur.

Özellikle prematüre bebeklerde gelişen akciğer hastalıkları nedeniyle solunum makinasına bağlı olmaları, alveollerde fazla basınca neden olarak hava kaçaklarının daha fazla gelişmesine neden olabilir.

Ani solunum sıkıntısı gelişen veya var olan solu­num probleminin ani olarak kötüleştiği durumlar­da, hava kaçakları düşünülmelidir. Hava kaçağı tanısı akciğer grafisiyle konur. Hava kaçaklarında durumun şiddetine göre sadece gözlemle takip edilebileceği gibi, daha ağır durumlarda hava aci­len boşaltılıp göğüs tüpü takılıp, su altı drenajına alınabilir.

Yorum Yapılmamış

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

hatay escort çanakkale escort van escort bolu escort düzce escort erzincan escort tunceli escort, sivas escort mardin escort nigde escort